Bedava ingilizce, ingilizce dersleri, ingilizce eğitim, online english, ingilizce hikayeler, ingilizce kelimeler, ingilizce gramer, bilgi yarışması, sözlük, kitap özetleri, English Tenses... dersleri, grammer, free, english, sözlük, ücretsiz, chat, ödev, bedava ingilizce dersleri, ingilizce kurs, ingilizce test, ders videoları, şarkı sözleri, ingilizce sözlük, online english, bilgi yarışması, Simple Present Tense, Simple Past Tense, Present Continuous Tense, Past Continuous Tense, beginner, elementary, pre-intermediate, intermediate, upper-intermediate, advanced bedava ingilizce dersleri, pen friends, reading room

at last|nihayet,sonunda

| 0 yorum


at last - nihayet,sonunda


He caught the thief at last.

Nihayet hırsızı yakaladı.


He understood at last.

Nihayet anladı.


My friend waited for the nurse and at last she came.

Arkadaşım hemşireyi bekledi ve nihayet o geldi.

Racerback; omuzların alt kısmını açıkta bırakan tişört

| 0 yorum


Giyim
Kuşam Terimleri * Türkçe İngilizce -Hatalı K... - İngilizce
Türkçe - Hatalı Kullanımlara Örnekler - ... -

R

RacerbackRacerback*
Racerback; omuzların alt kısmını açıkta bırakan tişört

Raglan* Reglan

Raglan sleeve *Reglan kol

Raiment* Giysi, elbise, kıyafet

Raincoat *Yağmurluk

Raw cotton* Ham pamuk

Reading glasses* Okuma gözlüğü

Ready-made clothing *Hazır giyim

Ready-to-wear apparel* Hazır giyim

Receiver *Yenidoğan battaniyesi

Recreation shopping* Eğlence için alışveriş

Reefer *Çift sıra düğmeli kalın ceket

Reel *Makara

Regalia* Tören giysileri ve nişanları

Regalia* Takım *in full regalia

Regenareted fiber Rejenere* lif, suni elyaf

Regular fit *Normal kesim

Removable strap *Çıkarılabilir askı

Removal of a stain* Lekeyi çıkarma

Respirator* Gaz maskesi * Resplendent Işıl ışıl, göz kamaştıran On one occasion
a friend of mine, resplendent in new sports jacket and flannels, rather unwisely
walked across the diagonal market path.

Revealing* Açık, dekolte … *wearing a too-tight skirt and a revealing low-cut
jacket.

Reverse stitch *Ters dikiş

Reversible *Çift yüzlü, iki tarafı da kullanılabilir

Ribbed *Nervürlü

Ribbed cuff* Nervürlü manşet

Ribbon *Kurdela

Rich *Güzel ve pahalı* a rich brocade jacket

Riding habit *Binici elbisesi (kadın)

Rig sb out* Donatmak; giydirmek

Right side* Kumaşın yüzü

Rig-out *Donatmak, giydirmek

Rimless glasses *Çerçevesiz gözlük

Ring *Yüzük

Rip off *Koparmak; sökmek; çıkarıp atmak* He ripped off his tie.

Robe* Bornoz; kaftan; sabahlık; cüppe

Robe* Sabahlık, ropdöşambr

Roll neck *Boğazlı yaka İngiliz İngilizcesi

Roll up *Sıvamak, kıvırmak* to roll up your sleeve

Rosary *Tespih

Rosette* Rozet

Rotary washing machine *Tamburlu yıkama

Round neck *Yuvarlak yaka

Rubber *Kauçuk

Rubber boots* Lastik çizme Amerikan İngilizcesi

Rubberized *Kauçuklanmış

Ruched* Kırmalı, büzgülü, dantelli

Ruching *Büzdürme, büzgü

Ruff collarRuff
collar *Kırma yaka

Ruffle *Büzgü; fırfır; kırmalı yaka

Ruffle *Büzgü yapmak

Ruffle skirt Ruffle* etek, fırfırlı etek

Run *Kaçık; kaçmak* Oh no, my tights have run!

Run into* Karışmak, bulaşmak* What should I do if the dye runs into other clothes
?

Running shoe *Spor ayakkabı *Amerikan İngilizcesi

TV hakkında

| 0 yorum


TV hakkında


What's on tonight?/ TV'de bu akşam ne var.


What's on the other side?/ Diğer kanalda ne var.


It's starting!/ Başlıyoor!


Where's the remote?/ Uzaktan kumanda nerde.


It's a repeat./ Bu tekrar.


This is a load of rubbish./ Bu tam bir saçmalık.


Quiet! I'm trying to watch this./ Sessiz! Şunu izlemeye çalışıyorum.


Are you watching or can I turn over?/ İzliyor musun kapatayım mı?


I've set the VCD player./ VCD'yi açtım.


My programme's on in a minute./ Bir dakika içinde programım başlayacak.

Olası görmemek

| 0 yorum


Olası görmemek


don't expect they'll win./ Kazanacaklarını ummuyorum.


It's (quite) unlikely they'll win./ Kazanmaları pek olası görünmüyor.


They are not very likely to win./ Kazanacakmış gibi görünmüyorlar.


I shouldn't think they'll win./ Kazanacaklarını düşünmüyorum.


There's not much hope / chance./ Çok ümit / şans yok.


I'd be (very) surprised if they won./ Kazanırlarsa çok şaşırırım.


I wouldn't bet on them winning./ Kazanacakları konusunda bahse girmezdim.


There's no chance of them winning./ Hiç kazanma şansları yok.


There's little likelihood of them winning./ Kazanma ihtimalleri çok zayıf.


It'll never happen in a month of Sundays./ Çıkmaz ayın son çarşambası olabilir.

k value k değeri-kaolinite kaolin

| 0 yorum




k value k değeri

kaolinite kaolin

killed steel sakinleşmiş çelik

kiln fırın

BETON SÖZLÜĞÜ (İngilizce – Türkçe)

to give one's word|söz vermek

| 0 yorum


to give one's word - söz vermek


I give you my word, I will never come home late again.

Sana söz veriyorum, eve bir daha geç gelmeyeceğim.


He gave his word, so I am depending on him.

Söz verdi, bu sebepten ona güveniyorum.


I can't give you my word, because I'm not sure.

Sana söz veremem, çünkü emin değilim.

Everyday People / Sly and the Family Stone - Karaoke - Lyrics

| 0 yorum



Song: Everyday People / Sly and the Family Stone - Karaoke - Lyrics








one by one (two by two...)|birerbirer (ikişer ikişer...)

| 0 yorum


one by one (two by two...) - birerbirer (ikişer ikişer...)


You can carry these chairs two by two.

Bu sandalyeleri ikişer ikişer taşıyabilirsin.


Bring the boys in one by one.

Çocukları içeriye birer birer getir.


He dropped the letters into the box three bythree.

Mektupları kutuya üçer üçer attı.


You can eat them one by one.

Onları birer birer yiyebilirsin.

Bu Blogda Ara

Yükleniyor...
 
Copyright 2009 : ingilizce konus, Bedava ingilizce öğren - ingilizce eğitimi, ingilizce dersleri, Learn English
[ Back to top ]